Kundalini Reiki İle Neler Yapabilirsiniz? Ben Neler Yaptım? :)

  • Size hizmet etmeyen negatif duygu ve hislerinizi pozitif duygu ve hislere dönüştürme çalışması yapabilirsiniz.
  • Fiziksel olarak daha sağlıklı olmak için özel çalışmalar yapabilirsiniz.
  • Zayıf yönlerinizi dönüştürebilir ve korkularınızdan arınabilirsiniz.
  • Kendinizin ya da bir başkasının enerji alanını temizleyebilirsiniz.
  • Bir odayı, evi, mekanı negatif enerjilerden arındırabilirsiniz.
  • İnsanlarla, hayvanlarla, bitkilerle ve mekanlarla olan karmik bağlarınızı şifalandırabilirsiniz.
  • Günlük hayatta başka bir çok alanda Kundalini Reiki ile şifanın akmasına aracı olabilirsiniz.
  • Ve çok daha fazlası…

Ben neler yaptım?

Hızlı değişim ve dönüşümümü Kundalini Reiki ile gerçekleştirdim ve yaşasın ki dönüşüm yolculuğum devam ediyor 🙂

Korkularımı cesarete, öfkemi huzura,  üzüntümü neşeye dönüştürmek; hem zihinsel, hem ruhsal, hem de bedensel farkındalık kazandırdı.

Bu yüzden mutluyum ve dünyaya mutluluk saçmayı çok seviyorum!

Detaylı bilgi için mail atabilir ya da Instagram ve Facebook sayfasından mesaj yoluyla ulaşabilirsiniz

Şifa olsun!

Size Yeni yıl “Armağanım” :)

Danışanlarla koçlukta yaptığımız temel çalışmalardan biri de “değerler” çalışmasıdır. Değerler çalışması kişinin filtreleri gibidir. Olaylara hangi perspektiften yaklaştığına gözle görülür bir ayna tutar ve kişinin temel değerlerini belirler. Bugüne kadar yaptığım seansları ve gözlemlerimi dikkate alırsam, “adalet” değeri hemen hemen herkesin ilk 10 değer listesinde yer alıyor diyebilirim. Hatta önemli bir kısmında da ilk beşinin arasında. Adaletin bu kadar revaçta olmasının en gözle görülür nedeni, kişinin adalet ihtiyacından geliyor.

Şimdi bu konuyu iki boyutlu olarak ele alalım. Kişinin adalet ihtiyacına sahip olmasının nedeni, çoğu kez kendisine ya da bir yakınına adil davranılmayan bir veya bir çok durumla, ortamla ya da adil davranmayan kişiyle karşılaşmış olmasından kaynaklanıyor. Sanırım günlük hayatta da en çok gündemimizi meşgul eden kısım burası. Adil davranılmayan bir durumla karşılaşıldığında da ilk verilen tepkiler akılcı ve yapıcı olmaktan çok, içimizdeki çocukluktan gelen kurban psikolojisini besleyen düşünceler, inançlar ya da davranışlar… Sonrası malum kısır döngü…

Olaya bir de diğer açıdan bakacak olursak, aslında bu bir mesaj! Kimden mi? Sizi çok seven birinden olduğu kesin 🙂 En çok aradığımız, ihtiyaç duyduğumuz şey, aslında başta kendimize ve sonra çevremize en çok haksızlık ettiğimiz şey. Yani hayatınızda en çok eksikliğini hissettiğiniz şeylerden biri adaletse, hayatınıza dikkatle bir bakın bakalım kime hakkını teslim etmekten imtina etmişsiniz bugüne kadar.

Önce kendimizden başlamalıyız. Mesela, sahip olduğunuz sağlıklı bedenin hakkını gerçekten veriyor musunuz? Ona hakkı olan sağlıklı yiyecekleri, düzenli egzersizi, bakımı ve sevgiyi veriyor musunuz? Size saniyede 25 milyon yeni hücrenizin oluştuğunu, sinir hücreleriniz arasındaki iletimin saatte 400km/saat olduğunu söylesem? Biz bir yılı daha geride bırakırken, kalbinizin sizin için bu yıl da 30 milyon kere attığının ve bunun sizin hiçbir şey yapmanıza gerek kalmadan gerçekleştiğinin farkında mısınız diye sorsam? Kulağa ne muhteşem geliyor, öyle değil mi? Bizleri birbirimizden ayıran en önemli şey farkındalıklarımız. Ne kadar farkındaysanız, o kadar sağlıklısınız aslında.

Ya da anneniz, babanız, aileniz? Yarın sabah onlardan birinin yanınızda olmayacağını bilseydiniz, onlara yine de bugünkü gibi mi davranırdınız? Yoksa gözlerinin içine daha bir sevgi ve merhametle bakmayı mı tercih ederdiniz? Saniyede 4 bebeğin doğduğu ve üzerinde 2 milyar annenin ve 2 milyar babanın yaşadığı bir dünyada annenizin ve babanızın sizin için ne kadar özel olduğunu fark ettiniz mi? Sadece doğrularıyla değil, size doğruyu öğretmek için yanlışları da yapmayı göze alacak kadar cesur onlar…

Hayat, hepimize verilmiş bir şans ve aldığımız bir nefes bir armağan! Peki ya aldığınız her nefesin hakkını veriyor musunuz? Günlük hayatta sıkıntıyla verilen nefeslerin bile sinir sistemimiz üzerindeki yatıştırıcı etkileri biliniyorken, siz o derin nefeslerin değerini biliyor musunuz?

Tüm bu konuların özünde tek bir hakikat var: “İçinizde ne varsa, dışınızda da o var.” Peki ya siz çevrenizde ne olsun istersiniz? Adalet, aşk, huzur, mutluluk, barış, sevgi, bolluk, güven, başarı, arkadaşlık, şefkat… Önce kendinizden başlayın. Eğer bu yolu seçip, samimiyetle kendinizi adarsanız tahmin ettiğinizden çok daha kısa bir sürede değişimi göreceksiniz. Bu süreçte şunu duymaya da şimdiden hazır olabilirsiniz : “Sen çok değiştin? Bilmediğim iyi bir haber mi var? ” 🙂 Aslında evet var, kendinizi buldunuz ve dünyaya da kendini bulması için muhteşem bir örnek oldunuz… Tebrikler! 🙂

Yeni yılınız ve size özel armağanınız kutlu olsun!

Mutluluk :)

 

Tam da bugün mutluluk üzerine bir paylaşım yapmak için ne kadar güzel bir gün!

Hepimiz onun için yaşıyoruz gibi görünüyor aslında. Ama o hiç oralı olmuyor gibi. Sabah uyanıp, akşamın nasıl olduğunu anlamadığımız bu hızlı ve dijitalleşen çağda mutlu olduğumuz anlar daha da azalıyor; azaldığı için de daha az “insan”, daha çok “makine” olarak “otomatik” yaşamak durumunda kalıyor çoğumuz.

Aslında durum hiç de göründüğü gibi değil. Herkesin mutluluk tanımı kendine özeldir. Ben de burada mutluluğun benim için en basit haliyle anlamlarını paylaşarak, onu arayanlara aslında mutluluğun hiç de uzakta olmadığını anlatmak için can atıyorum.

1. Mutluluk, kurban rolü kostümünü soyunup, bulunduğunuz duruma objektif bir gözlemci olarak bakmaktır.

Kurban rolü, günlük hayatın akışında çok sık rastlandığından normalleştirilse de “insanın yaradılışı gereği” doğal kabul edilemez bir tutum. Bu tutuma sahip bireylerin, cümlelerinde yargılama, varsayım, şikayet, kendini haklı çıkarma ve tabi ki tüm bunlarla beraber kurban rolünü oynayarak çeşitli (ilgi, aidiyet, güven vb.) ihtiyaçlarını karşılama güdüsünü rahatlıkla görebilirsiniz.

O yüzden şimdi baş kurban rolü kostümünü yavaşça yere bırakın ve gerçeklerle yüzleşmeye hazır olun. Bu rolden çıkmanın ilk adımı, olaylara, durumlara ve insanlara objektif bir açıdan bakmayı seçmek! Kendini bir kenara koyup, “Aslında bu sahnede tam olarak dinamikler nasıl gelişti?” ve “Farklı ne olsaydı, bu olumsuz durum yerine seçilen olumlu durumu yaşayabilirdik?”, “Bunu nasıl sağlayabiliriz?” diye sormak gerekiyor.

2. Mutluluk, sorumluluk almaktır.

Mutluluk; şikayet etmek, başkalarını suçlamak yerine şartlar ne olursa olsun “Yeni mutlu kimliğinizle” sorumluluk almak ve adım atmaktır. Hatta bunun da bir adım ötesine geçip, örnek olmaktır! Bunun için de, istenmeyen bir durumla karşılaşıldığında, suçlu aramak yerine, “Ben bu durumun iyileşmesine nasıl katkıda bulunabilirim?” sorusu çoğu zaman hem soran kişide, hem de sorulan ortamda sihirli değişimler yaratır 🙂

Sorumluluk alan kişi, başarısızlıkları tecrübe olarak görür ve geniş bir vizyonla amacına odaklanıp, hayallerine ve en iyi versiyonuna ulaşmak için harekete geçer. Bunu cesaretle ve planlı bir şekilde yapar.

3. Mutluluk, dışınızdaki dünyadan genel olarak bağımsız olarak sadece sizinle ilgilidir.

Mutluluk bir seçimdir. Sadece bunun bir seçim olduğu fark edip, sorumluluk almak gerekiyor ve bu sorumluluk tamamen sizin kimliğinizle ilgili. Ya da artık seçtiğiniz yeni kimliğinizle 🙂 Bazen nereye gideceğinizi bilemediğinizde; sadece derin bir nefes almak bile size ilham, zaman ya da itibar kazandırabilir. Yeter ki içinizdeki dil, sevgi dili olsun. Ancak kendinizle barış imzalarsanız, bütün varoluşla barış imzalayabilirsiniz. Sonuçta gittiğiniz her yere kendinizi götürdüğünüzü düşünürseniz, sürekli iç çatışma yaşamanın hayatı pek de kolaylaştırdığını söyleyemeyiz, öyle değil mi?

4. Mutluluk, kim olduğunuzu keşfetme yolculuğudur.

Kendisiyle barış imzalayan kişi, bu defa yaşı kaç olursa olsun kendisini yeni yeni tanımaya başlar. Bence bu bir insanın hayatında gidebileceği, en güvenli ve heyecanlı keşif yolculuğudur. Kendini tanıdıkça, geçmişi yeniden çerçeveler, affeder, sahip olduklarına sarılıp, şükreder; olayların arkasındaki muhteşem detayları ve aslında neden her şeyin “tam da olması gerektiği gibi olduğunu” anlar. İşte orası; keşfettikçe hedefe yaklaşan, yaklaştıkça kendini gerçekleştiren bir kimliğin yeni halidir : Mutluluk hali 🙂

Mutluluk, çoğu zaman minicik bir adım ile başlıyor. Yeni adımlarınızın mutluluk getirmesi dileğiyle… 🙂

 

Yola Çıkmadan Önce Alınacaklar

 

Yola çıkmaya hazır olduğuna göre, şimdi yanımıza alacaklarımızın küçük bir listesini paylaşıyorum. Acele et! 🙂

1. Sen 

Her zaman 1 numara sen olmasın! Sen olmazsan hayatın da anlamı olmaz, öyle değil mi?

2. Hayallerin

Eski oyuncakların, küçükken olmayı hayal edip, büyüyünce unuttuğun her şey aslında hep seninleydi!

3. Vizyon

Evet, hani şu kurumsal şirketlerde olan… Ruhundaki muhteşem dinamikleri, değerleri, parametreleri ve hedefleri düşün! Daha fazlasını hak ettiğini sen de biliyorsun 🙂

4. Değerler

Seni sen yapan ne varsa tek tek bulup, atalım çantamıza! Değerlerin, tarzındır!

5. Hedefler

Hedef olmadan sonuç olmaz! Büyük hayallere giden yolda minik hedeflerle başlayacağız!

6. Güçlü Yönlerin

Özel güçlerin olmadan bu işi başaramayız! Senin yeteneklerin, yoldaki engelleri, dikenleri temizlemede en özel şansımız 🙂

7. Sevgi

Sevdiğin ne varsa, sana özel… Onlarsız olmaz! Sevgi her şeyin ilacı 🙂

Merhaba

“Hayat ön provası yapılmamış bir tiyatro gösterisidir. Bu, alkışı olmayan tiyatronun perdesi kapanmadan; gülün, şarkı söyleyin, dans edin, aşık olun… Hayatınızın her anını değerlendirin.” Charlie Chaplin

Bugün yeni hayatınızın ilk günü olabilir!

Tabi buna hazırsanız 🙂

Bugüne kadar yaşadıklarınızı bir kenara bırakıp, yeni, en sevdiğiniz renkte güzel bir defter sayfasına hayallerinizi yazmaya başlamaya ne dersiniz?

Bunun için öncelikle hazır olduğunuzdan emin olmamız gerekiyor 🙂

  • Yeni bir “Sen”le yaşama fikri kulağına nasıl geliyor?
  • Hayallerini en son nerede bıraktın? Beraber toplayalım mı?
  • Hayatında daha fazla sevgi, daha  fazla umut ve pozitif enerjiye yer açsaydın hayatın nasıl olurdu?
  • Kariyerinde ilerlerken özgüven ve neşeyle gülümseyen biri olma fikri hakkında ne düşünüyorsun?
  • İletişiminde ve ilişkilerinde aranan karakter olsaydın, filmin nasıl olsun isterdin?

Eğer bu sorular sende biraz olsun heyecan uyandırıyorsa, yola çıkma vaktidir! Hadi şimdi hayallerine doğru yola çıkıyoruz! 🙂