
Selam Sevgili Dostlar,
Gün içinde sevdiklerimizle, iş arkadaşlarımızla ya da daha da önemlisi kendimizle konuşurken kelimelerimizi nasıl seçtiğimize hiç dikkat ettiniz mi? Bazen o en değer verdiğimiz insanlara, bir anlık öfkeyle öyle cümleler kuruyoruz ki, sonrasında içimizde devasa bir pişmanlık kalıyor. Peki ya kendimize söylediklerimiz? Yatağa uzandığımızda kafamızın içinde dönüp duran o “Yine beceremedin, ne kadar yetersizsin” sesleri…
Bugün sizlerle, iletişimde bir devrim yaratan, benim de bütünsel ve şefkatli yaklaşımımızla birebir aynı ritimde attığına inandığım bir bilgeden, Marshall Rosenberg’den ve onun “Şiddetsiz İletişim” yaklaşımından bahsedeceğiz.
Rosenberg, içimizde (ve dış dünyada) konuşulan iki temel dilden bahseder: Çakal Dili ve Zürafa Dili.
Haklı Çıkma Oyunu: Çakal Dili
Modern dünyada birçoğumuz “Çakal” dilini ana dilimiz gibi öğrendik. Çakal, sürekli teşhis koyar, yargılar ve suçlar. Hayatı “Haklı ve Haksız”, “İyi ve Kötü”, “Ödül ve Ceza” kutularına ayırır.
Biri bizim istediğimiz gibi davranmadığında Çakal hemen devreye girer: “Ne kadar düşüncesiz bir insan! Zaten hep kendini düşünüyor.” Bu dil, aslında otopilotumuzdur. Amacı, karşı tarafı suçlu hissettirerek (utanç veya suçluluk yaratarak) onu değiştirmektir.
Ancak unutmayın dostlar; korku, suçluluk veya utançla elde edilen hiçbir “evet”, kalıcı bir sevginin veya otantik bir bağın temeli olamaz. Çakal dili bizi hayatın canlılığından, sevgi ve güven hislerinden koparır. Hatta çoğu zaman anlık kompanse edilmiş gibi görünen duygular, davranışlar, düşünceler misliyle ve Çakal’ın içinde bulunduğu yargılayıcı ve karamsar bakış açısını daha da yerleştirircesine geri döner. (Evet, sevgi ve şefkat hepimiz için tek yol! ❤️:))
Kalbin Açık Haline Dönüş: Zürafa Dili
Zürafa, karada yaşayan hayvanlar arasında en büyük kalbe (sevginin rehberliği) sahip olan canlıdır. Boynu uzundur; olaylara tepeden, geniş bir perspektiften (yargılardan olabildiğince özgür ve bütünsel zihnin bilgeliği) bakar. Bu yüzden Şiddetsiz İletişimin sembolüdür.
Zürafa dili, suçlamayı bırakıp odağı tamamen “duygulara” ve “ihtiyaçlara” çevirmektir. Rosenberg’in harika bir sözü vardır: “Tüm yargılamalar, karşılanmamış ihtiyaçların trajik (ve beceriksizce) ifadeleridir.” Elbette etrafta çok fazla Çakal varken, “Ben neden Zürafa olayım?” diyen ses Çakal’ın sesidir çünkü Çakal’lar avlarını yakalamak için “sürüyle” gezer ve avlanır, ne kadar kalabalık olsalar iyidir. Bu size bir yerlerden tanıdık geldi mi? 🙂 Bana da 🙂 Peki Zürafa’lar? Zürafa’lar güvenlik, sosyal etkileşim ve yavru bakımı nedeniyle zaman zaman değişen, esnek gruplar halinde gezerler. Yani yeniliğe açık, seçimlere saygılıdır diyebiliriz 🙂 O nedenle ancak gerçekten kalbinizle sevgiyi almaya ve vermeye niyetli iseniz, bir Zürafa gibi olmak size davetkar gelir, yoksa Çakal’lar gibi kötü kötü konuşmuyor, reklamlarını yapmıyor Zürafa’lar. Brokoli reklamı olmadığı gibi 🙂 Neden? Çünkü iyi, güzel şeylerin reklamı yapılmaz. Sebebi de sadece onu deneyimleyenlerin bu güzelliği hissetmesidir ve başlı başına armağan (dopamin salgılatan) budur ama eğer birilerinin çıkarı söz konusu ise, reklama/holiganlığa daha çok rastlarız. Sanki bir fablın içinde yaşıyormuşuz gibi, değil mi? 🙂 Neyse, nerede kalmıştık 🙂
Biri size öfkelendiğinde, Çakal kulaklarınızla dinlerseniz “Bana saldırıyor, kendimi savunmalıyım” dersiniz. Oysa Zürafa kulaklarınızı taktığınızda, o bağıran insanın içinde çırpınan, “Lütfen beni gör, lütfen bana değer ver” diyen o kırılgan ihtiyacı duyarsınız. Dünyadaki tüm insanlar, aslında gün boyunca sadece iki şey söylerler: “Lütfen” ve “Teşekkür ederim.” Sadece bazen bunu çok tuhaf ve can yakıcı yollarla yaparlar. Elbette gün içinde karşılaştığımız onlarca insanla her an bu farkındalıkla iletişim kuramayabiliriz ama bu kası, farkındalığı kendi içimizde geliştirdikçe önce kendimiz rahatlamaya, daha çok huzuru ve güveni hissetmeye başlarız. Bu bizi daha kendinden emin, üretken ve esnek bir ruh hali için destekler 🙂 Sonra ne mi olur? Kalbinizden taşan ışıklar, etrafa saçılır ve aslında kendinizle başlayan zincirleme bir reaksiyon başlatmış olursunuz❤️ İnsan olmanın en güzel taraflarından biri, “Birlik” duygusunda buluşmak sanırım❤️
Bağ Kurmanın 4 Şefkatli Adımı
Peki kendi hayatımızda bu dili nasıl pratik edebiliriz? Kendi kutup yıldızımıza (ihtiyaçlarımıza) sadık kalırken, karşı tarafı incitmeden nasıl sınırlar çizebiliriz? İşte 4 adım:
- Gözlem (Yargısızca): Durumu sadece bir kameranın görebileceği gibi, yorum katmadan ifade edin. “Beni hiç dinlemiyorsun!” demek Çakal’dır. “Ben konuşurken telefonun ekranına baktığını görüyorum,” demek Zürafa’dır.
- Duygu (Bedene İnmek): Bu durum sizde ne hissettiriyor? (Tıpkı daha önce konuştuğumuz gibi, zihinden bedene inin). “Önemsenmediğimi hissediyorum” bir duygu değildir, karşı tarafa bir suçlamadır. Gerçek duygu şudur: “Hayal kırıklığı ve yalnızlık hissediyorum.”
- İhtiyaç (Kutup Yıldızınız): Sizi bu duyguyu hissetmeye iten, içeride karşılanmayan ihtiyacınız ne? “Çünkü ilişkimizde bağ kurmaya ve duyulmaya ihtiyacım var.”
- Rica (Talep Değil!): Tam olarak yapılabilir, somut bir eylem isteyin. “Beni biraz anla,” demek somut değildir. “Bu konuyu konuşurken 5 dakika boyunca telefonları bir kenara bırakmamız mümkün mü?” demek bir ricadır. Ve unutmayın, eğer karşınızdaki kişi “Hayır” dediğinde ona öfkeleniyor veya surat asıyorsanız, yaptığınız şey rica değil, bir taleptir (dayatmadır).
Önce Kendinize Zürafa Olun
Sevgili dostlar, başkalarına şefkatli olmadan önce, içimizdeki o acımasız Çakal’ı fark etmemiz gerekiyor. Bir hata yaptığınızda, yorgun düştüğünüzde kendinize “Ne kadar beceriksizsin” demek yerine; elinizi kalbinize koyup, “Şu an çok yorgunum ve biraz dinlenmeye, hata yapma payı bırakılmaya ihtiyacım var,” diyebiliyor musunuz? Ya da elinizi kalbinize koyup, “Sadece insan olarak yaratıldığım için ilahi planda bana verilmiş koşulsuz sevgiye kalbimi, ruhumu ve bedenimi açıyorum” diyebilirsiniz. Kendinize izin verebilirsiniz❤️
Hayat, ancak ihtiyaçlarımızı zorbalıkla, cezayla veya suçlulukla değil; doğal bir neşeyle ve kalpten bir istekle birbirimize sunduğumuzda gerçekten “yaşamaya değer” oluyor.
Bugün, o devasa zürafa kalbinizi önce kendinize, sonra çevrenize açmaya var mısınız? ❤️
Sevgiyle ve Zürafa şefkatiyle kalın…
Armağan Esra
