Tam da bugün mutluluk üzerine bir paylaşım yapmak için ne kadar güzel bir gün!
Hepimiz onun için yaşıyoruz gibi görünüyor aslında. Ama o hiç oralı olmuyor gibi. Sabah uyanıp, akşamın nasıl olduğunu anlamadığımız bu hızlı ve dijitalleşen çağda mutlu olduğumuz anlar daha da azalıyor; azaldığı için de daha az “insan”, daha çok “makine” olarak “otomatik” yaşamak durumunda kalıyor çoğumuz.
Aslında durum hiç de göründüğü gibi değil. Herkesin mutluluk tanımı kendine özeldir. Ben de burada mutluluğun benim için en basit haliyle anlamlarını paylaşarak, onu arayanlara aslında mutluluğun hiç de uzakta olmadığını anlatmak için can atıyorum.
1. Mutluluk, kurban rolü kostümünü soyunup, bulunduğunuz duruma objektif bir gözlemci olarak bakmaktır.
Kurban rolü, günlük hayatın akışında çok sık rastlandığından normalleştirilse de “insanın yaradılışı gereği” doğal kabul edilemez bir tutum. Bu tutuma sahip bireylerin, cümlelerinde yargılama, varsayım, şikayet, kendini haklı çıkarma ve tabi ki tüm bunlarla beraber kurban rolünü oynayarak çeşitli (ilgi, aidiyet, güven vb.) ihtiyaçlarını karşılama güdüsünü rahatlıkla görebilirsiniz.
O yüzden şimdi baş kurban rolü kostümünü yavaşça yere bırakın ve gerçeklerle yüzleşmeye hazır olun. Bu rolden çıkmanın ilk adımı, olaylara, durumlara ve insanlara objektif bir açıdan bakmayı seçmek! Kendini bir kenara koyup, “Aslında bu sahnede tam olarak dinamikler nasıl gelişti?” ve “Farklı ne olsaydı, bu olumsuz durum yerine seçilen olumlu durumu yaşayabilirdik?”, “Bunu nasıl sağlayabiliriz?” diye sormak gerekiyor.
2. Mutluluk, sorumluluk almaktır.
Mutluluk; şikayet etmek, başkalarını suçlamak yerine şartlar ne olursa olsun “Yeni mutlu kimliğinizle” sorumluluk almak ve adım atmaktır. Hatta bunun da bir adım ötesine geçip, örnek olmaktır! Bunun için de, istenmeyen bir durumla karşılaşıldığında, suçlu aramak yerine, “Ben bu durumun iyileşmesine nasıl katkıda bulunabilirim?” sorusu çoğu zaman hem soran kişide, hem de sorulan ortamda sihirli değişimler yaratır 🙂
Sorumluluk alan kişi, başarısızlıkları tecrübe olarak görür ve geniş bir vizyonla amacına odaklanıp, hayallerine ve en iyi versiyonuna ulaşmak için harekete geçer. Bunu cesaretle ve planlı bir şekilde yapar.
3. Mutluluk, dışınızdaki dünyadan genel olarak bağımsız olarak sadece sizinle ilgilidir.
Mutluluk bir seçimdir. Sadece bunun bir seçim olduğu fark edip, sorumluluk almak gerekiyor ve bu sorumluluk tamamen sizin kimliğinizle ilgili. Ya da artık seçtiğiniz yeni kimliğinizle 🙂 Bazen nereye gideceğinizi bilemediğinizde; sadece derin bir nefes almak bile size ilham, zaman ya da itibar kazandırabilir. Yeter ki içinizdeki dil, sevgi dili olsun. Ancak kendinizle barış imzalarsanız, bütün varoluşla barış imzalayabilirsiniz. Sonuçta gittiğiniz her yere kendinizi götürdüğünüzü düşünürseniz, sürekli iç çatışma yaşamanın hayatı pek de kolaylaştırdığını söyleyemeyiz, öyle değil mi?
4. Mutluluk, kim olduğunuzu keşfetme yolculuğudur.
Kendisiyle barış imzalayan kişi, bu defa yaşı kaç olursa olsun kendisini yeni yeni tanımaya başlar. Bence bu bir insanın hayatında gidebileceği, en güvenli ve heyecanlı keşif yolculuğudur. Kendini tanıdıkça, geçmişi yeniden çerçeveler, affeder, sahip olduklarına sarılıp, şükreder; olayların arkasındaki muhteşem detayları ve aslında neden her şeyin “tam da olması gerektiği gibi olduğunu” anlar. İşte orası; keşfettikçe hedefe yaklaşan, yaklaştıkça kendini gerçekleştiren bir kimliğin yeni halidir : Mutluluk hali 🙂
Mutluluk, çoğu zaman minicik bir adım ile başlıyor. Yeni adımlarınızın mutluluk getirmesi dileğiyle… 🙂
