
Danışanlarla koçlukta yaptığımız temel çalışmalardan biri de “değerler” çalışmasıdır. Değerler çalışması kişinin filtreleri gibidir. Olaylara hangi perspektiften yaklaştığına gözle görülür bir ayna tutar ve kişinin temel değerlerini belirler. Bugüne kadar yaptığım seansları ve gözlemlerimi dikkate alırsam, “adalet” değeri hemen hemen herkesin ilk 10 değer listesinde yer alıyor diyebilirim. Hatta önemli bir kısmında da ilk beşinin arasında. Adaletin bu kadar revaçta olmasının en gözle görülür nedeni, kişinin adalet ihtiyacından geliyor.
Şimdi bu konuyu iki boyutlu olarak ele alalım. Kişinin adalet ihtiyacına sahip olmasının nedeni, çoğu kez kendisine ya da bir yakınına adil davranılmayan bir veya bir çok durumla, ortamla ya da adil davranmayan kişiyle karşılaşmış olmasından kaynaklanıyor. Sanırım günlük hayatta da en çok gündemimizi meşgul eden kısım burası. Adil davranılmayan bir durumla karşılaşıldığında da ilk verilen tepkiler akılcı ve yapıcı olmaktan çok, içimizdeki çocukluktan gelen kurban psikolojisini besleyen düşünceler, inançlar ya da davranışlar… Sonrası malum kısır döngü…
Olaya bir de diğer açıdan bakacak olursak, aslında bu bir mesaj! Kimden mi? Sizi çok seven birinden olduğu kesin 🙂 En çok aradığımız, ihtiyaç duyduğumuz şey, aslında başta kendimize ve sonra çevremize en çok haksızlık ettiğimiz şey. Yani hayatınızda en çok eksikliğini hissettiğiniz şeylerden biri adaletse, hayatınıza dikkatle bir bakın bakalım kime hakkını teslim etmekten imtina etmişsiniz bugüne kadar.
Önce kendimizden başlamalıyız. Mesela, sahip olduğunuz sağlıklı bedenin hakkını gerçekten veriyor musunuz? Ona hakkı olan sağlıklı yiyecekleri, düzenli egzersizi, bakımı ve sevgiyi veriyor musunuz? Size saniyede 25 milyon yeni hücrenizin oluştuğunu, sinir hücreleriniz arasındaki iletimin saatte 400km/saat olduğunu söylesem? Biz bir yılı daha geride bırakırken, kalbinizin sizin için bu yıl da 30 milyon kere attığının ve bunun sizin hiçbir şey yapmanıza gerek kalmadan gerçekleştiğinin farkında mısınız diye sorsam? Kulağa ne muhteşem geliyor, öyle değil mi? Bizleri birbirimizden ayıran en önemli şey farkındalıklarımız. Ne kadar farkındaysanız, o kadar sağlıklısınız aslında.
Ya da anneniz, babanız, aileniz? Yarın sabah onlardan birinin yanınızda olmayacağını bilseydiniz, onlara yine de bugünkü gibi mi davranırdınız? Yoksa gözlerinin içine daha bir sevgi ve merhametle bakmayı mı tercih ederdiniz? Saniyede 4 bebeğin doğduğu ve üzerinde 2 milyar annenin ve 2 milyar babanın yaşadığı bir dünyada annenizin ve babanızın sizin için ne kadar özel olduğunu fark ettiniz mi? Sadece doğrularıyla değil, size doğruyu öğretmek için yanlışları da yapmayı göze alacak kadar cesur onlar…
Hayat, hepimize verilmiş bir şans ve aldığımız bir nefes bir armağan! Peki ya aldığınız her nefesin hakkını veriyor musunuz? Günlük hayatta sıkıntıyla verilen nefeslerin bile sinir sistemimiz üzerindeki yatıştırıcı etkileri biliniyorken, siz o derin nefeslerin değerini biliyor musunuz?
Tüm bu konuların özünde tek bir hakikat var: “İçinizde ne varsa, dışınızda da o var.” Peki ya siz çevrenizde ne olsun istersiniz? Adalet, aşk, huzur, mutluluk, barış, sevgi, bolluk, güven, başarı, arkadaşlık, şefkat… Önce kendinizden başlayın. Eğer bu yolu seçip, samimiyetle kendinizi adarsanız tahmin ettiğinizden çok daha kısa bir sürede değişimi göreceksiniz. Bu süreçte şunu duymaya da şimdiden hazır olabilirsiniz : “Sen çok değiştin? Bilmediğim iyi bir haber mi var? ” 🙂 Aslında evet var, kendinizi buldunuz ve dünyaya da kendini bulması için muhteşem bir örnek oldunuz… Tebrikler! 🙂
Yeni yılınız ve size özel armağanınız kutlu olsun!
