
Selam Sevgili Dostlar,
Bugünlerde hepimizin üzerinde görünmez ama çok ağır bir baskı var. Sosyal medyayı her açtığımızda sabahın 5’inde uyanan, kusursuz beslenen, mükemmel spor rutinleri olan ve hayatın anlamını tamamen çözmüş gibi görünen insanlarla karşılaşıyoruz. Oysa biz, sabah alarmı üçüncü kez ertelerken kendi içimizde o acımasız yargıçla baş başa kalıyoruz: “Yine yapamadım. Yine yeterince iyi değilim.”
Bu baskı o kadar ağır bir hale geliyor ki, mükemmel bir rutin tutturamayacağımızı hissettiğimiz an, tamamen pes ediyoruz. “Ya hep ya hiç” diyerek, kendimize yapabileceğimiz o küçücük iyilikleri bile esirgiyoruz.
Geçtiğimiz günlerde, Action for Happiness serisinde Joe Wicks ve Dr. Mark Williamson’ın o sıcacık sohbetini dinlerken, tam da bu yanılgımız üzerine düşünme fırsatı buldum. Wicks’in o yalın ama çok güçlü bir mesajı var: “İyileşmek için hayatınızı baştan aşağı değiştirmenize gerek yok. Sadece başlamanız yeterli.”
Beden Bir Ceza Tahtası Değildir
Modern kültür, maalesef bedenimizle olan ilişkimizi bozdu. Hareketi veya egzersizi, yediğimiz yemeğin bir “cezası” veya bedeni belirli bir kalıba sokma görevi olarak görmeye başladık. Oysa somatik farkındalık (bedenin bilgeliği) bize bambaşka bir şey söyler.
Hareket, bedeni hırpalamak değil; hayatta olduğumuzu kutlamaktır 🙂 Zihin o karanlık, kaygılı, aşırı düşünme sarmalına girdiğinde; bedeni nazikçe esnetmek, temiz havada 10 dakikalık bir yürüyüşe çıkmak, sinir sistemimize “Ben buradayım ve güvendeyiz” demenin en otantik yoludur. Beden, zihin ve hayatımızdaki anlam arayışı (Logoterapi’nin o güzel Kutup Yıldızı) birbirinden ayrı düşünülemez. Zihniniz yorgunsa bedeniniz katılaşır; bedeniniz hareket ettiğinde ise ruhunuzda yeni bir anlam alanı açılır.
Mükemmellik Değil, Gelişim (Progress over Perfection)
İçimizdeki o eleştirel ses (Çakal) her zaman “eksik” olanı gösterir. “Sadece 10 dakika yürüdün, bunun hiçbir faydası yok!” der. Oysa Zürafa şefkatiyle baktığımızda biliriz ki; her gün yapılan o küçücük 10 dakikalar, birleştiğinde devasa bir öz-sevgi dağına dönüşür.
Eğer siz de tükenmişliğin eşiğinde hissediyor, sürekli ertelemekten yoruluyorsanız, kendinize karşı uyguladığınız o katı beklentileri bir kenara bırakın. Mükemmellik, sadece vitrinlerde güzel durur; gerçek insanın ihtiyacı olan şey esnek, düşüp kalkabilen ama şefkatle yoluna devam edebilen bir gelişimdir.
Bugün O İlk Adımı Şefkatle Atın
Bütün hayatınızı bir gecede değiştirmeye çalışmayın. Bu, omuzlarınıza taşıyamayacağınız bir yük bindirmekten başka işe yaramaz.
Bunun yerine, kendinize dönün ve o sihirli soruyu sorun: “Bugün kendi bütünsel varoluşuma iyi gelecek, sadece 5 dakikalık o şefkatli eylem ne olabilir?”
Burada odağımızı o anki en temel ihtiyacımıza getirdiğimizde ve onu minik adımlarla da olsa kendimize şefkatle, iyilikle, sevgiyle sunduğumuzda, hem bedenimiz somatik olarak rahatlayacak, hem de zihnimiz daha olumlu ve destekleyici düşünceleri alanına davet edebilecek 🙂 Belki sadece camı açıp birkaç derin nefes almak… Belki hareket etmeyi seven bedeninize en sevdiğiniz şarkıda eşlik etme izni vermek… Belki de o yargılayıcı sesi duyduğunuzda, “Ben elimden geleni yapıyorum ve bu haliyle yeterliyim” diyebilmek. Hep söylediğim gibi, hepimizden bir tane var ve kendi yaşamımızın kahramanı sadece yine biz olabiliriz, başka bir kurtarıcı beklemek yerine kendimizle olan muhabbetimizi güzelleştirmek, arttırmak, kendi derdimizi dinlemek ve sonra kendi sırtımızı sıvazlayarak, gayretle ilerlemeye devam etmek gerek.
Otantik benliğinizin ışığında, küçük ama umut dolu adımlarla, sevgiyle kalın…
Kaynak: Healthy & Happier – with Joe Wicks – https://www.youtube.com/watch?v=Xl3KtH0P-Ds
