Affetmek

Affetmek ve unutmak, iyi insanların intikamıdır. Schiller

Affetme fikri çoğumuza zor gelmiştir ancak artık enerjimizi nereye odaklarsak, o alanın geliştiğini büyüdüğünü çoğumuz biliyoruz ve hatta belki de yaşıyoruz. Eğer kişisel, zihinsel, ruhsal, duygusal, maddi, manevi vb bir dönüşüm istiyorsanız, mutlaka geçmeniz gereken kapılardan biri de affetme kapısıdır.

Affetmek, sizi üzen birini mazur görmek değildir; yaptıklarını unutmak değildir; haklı bulmak da değildir; sizi incitmeye devam etmesine izin vermek hiç değildir. Peki o zaman affetmek nedir? Affetmek, sırtındaki patates çuvalını bırakmaktır; aynı döngüde kalıp, eski olayların/kişilerin sizi üzmesine tekrar tekrar hatırlayarak  izin vermemektir, affetmek özgürleşmektir; her ne yaşandıysa alınması gereken mesajı almak ve tekrarlanmasına izin vermeyecek kadar güçlü olmaktır. Bu arada daha önce duymayanlar, patates çuvalı hikayesini googlelayabilirler 🙂

Affetmek, bana çoğu zaman o anın yaşandığı mekandan ve zamandan bağımsız olarak olanı deneyimlemek gibi geliyor. Yani o ana odaklanmak yerine,  bu  deneyimi yaşamaya neden olan durumları fark etmek ve şifalandırmak gerekiyor. En sonunda da bu  deneyimin, size verdiği asıl mesajı anlayıp, tam da bu güçlü mesajla yeri göğü inletene kadar kendiniz olmanız…

Örnek üzerinden ilerlemek daha kolay olabilir. Örneğin çalıştığınız işte çok başarılısınız, çalışkansınız ve insan ilişkileriniz, yetenekleriniz de harika. Gel gelelim ki, söz konusu terfi olunca sizin yerinize dışarıdan yeni işe alınan birisi terfi ettiriliyor. Üstelik sizden daha kalifiye değil. Bu da yetmiyormuş gibi zamanla yöneticiniz size mobbing yapmaya başlıyor. Oysa en çok çalışan, en başarılı ve yetkin sizken, herkes sizi seviyorken!

İşte tam burada bir yol ayrımı var: ya tüm bunları kabul edip, kendini yetersiz görmek; ya da aslında ne kadar güçlü ve başarılı olduğunu “gerçekten” ortaya koymak… Bu demek oluyor ki, hayatının mihenk taşlarından birini geçmek üzeresin.

Bir başka deyişle, sınavı başarıyla vermek ya da bildiğin halde boş kağıt vermek üzeresin… Hayatında sen olmazsan, hayatın senin için anlamı da geride kalmış olacak. O zaman sen özünde hangi değerleri  temsil ediyorsan bul ve onların peşinden koş! Geride kalanları affet çünkü onlar çoktan geride kaldı… Sen hayallerinin peşinden koşarken, dönüp arkana bakarsan düşersin. O yüzden sen aşkla koş, sevgiyle koş, iyilikle koş, insanlık için koş! 🙂

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Paylaş
Bağlantıyı kopyala