
Selam sevgili dostlar,
Hepimizin hayatının bir döneminde, belki de tam şu an bu satırları okurken, zihninin içinde bitmek bilmeyen bir maraton koşan o sesle tanışıklığı vardır. Hani o yastığa başımızı koyduğumuzda susmak bilmeyen, geçmişteki bir konuşmayı bininci kez kurgulayan, gelecekteki bir olasılığı en ince, en karanlık detayına kadar hesaplayan o ses 🙂
Biz ona genelde “Aşırı Düşünmek” (Overthinking) diyoruz. Ve dürüst olalım, çoğumuz bu durumu bir tür “üstün problem çözme yeteneği” ya da “sorumluluk bilinci” olarak pazarlıyoruz kendimize. “Her şeyi hesaplıyorum ki, hazırlıklı olayım,” diyoruz.
Peki, ya size tüm bu zihinsel geviş getirmenin, aslında çok daha derin, çok daha insani bir korkunun—yüzleşmekten kaçmanın—kurnazca bir maskesi olduğunu söylesem? (Daha önce böyle düşünmediyseniz, yorum olarak paylaşırsanız çok sevinirim.)
Bugün, Klinik Psikolog Dr. Jessamy Hibberd’ın “Aşırı Düşünme Tedavisi” üzerine yaptığı değerli çalışmaların ışığında, zihnimizin bu karmaşık oyununu deşifre edelim ve kendimize şu cesur soruyu soralım: Gerçekten problem mi çözüyoruz, yoksa sadece hissetmekten mi kaçıyoruz?
Problem Çözme İllüzyonu
Dr. Hibberd’ın da belirttiği gibi, aşırı düşünmeye başladığımızda zihnimiz somut, çözülebilir bir durumdan hızla uzaklaşır. “Neden böyle hissettim?”, “Neden hep ben?”, “Ya her şey mahvolursa?” gibi cevabı olmayan, soyut ve döngüsel soruların içine düşeriz.
İşte tam bu noktada, o meşhur “felaket sarmalı” (doom spiral) başlar.
Zihnimiz o kadar meşguldür, o kadar çok senaryo üretir ki, dışarıdan bakıldığında hummalı bir çalışma yürüttüğümüzü sanırsınız. Oysa bu, bir koşu bandında son hızla koşmaya benzer: Çok enerji harcarsınız, çok yorulursunuz ama bir arpa boyu yol gidemezsiniz. Çünkü bu bir problem çözme seansı değil, bir zihinsel oyalama taktiğidir.
İki Ok ve Zihinsel Kalkanımız
Dr. Hibberd, bu durumu harika bir metaforla anlatır: “İki Ok Metaforu”.
Hayat bize bazen zorluklar, acılar, hayal kırıklıkları fırlatır. Bu, isabet eden ilk oktur. Bu acı kaçınılmazdır, insan olmanın bir parçasıdır. Ancak, bu olayın ardından verdiğimiz zihinsel tepkiler, bitmek bilmeyen senaryolarımız, kendimizi suçlamalarımız ise kendi kendimize attığımız ikinci oktur. Asıl kalıcı ıstırabı yaratan, bizi yatağa hapseden, o ikinci oktur.
Aşırı düşünmek, aslında bizim bu ilk okun acısıyla yüzleşmemek için kurduğumuz zihinsel bir kalkandır. Bir hata yaptığımızda, o hatanın getirdiği utancı ya da üzüntüyü doğrudan hissetmek yerine, saatlerce o hatanın nedenlerini, sonuçlarını ve “keşke”lerini düşünmeyi seçeriz. Çünkü düşünmek—ne kadar yorucu olsa da—o yoğun, o keskin duyguyu hissetmekten daha kontrollü, daha tanıdık gelir bize.
Elbette bunun insani birçok sebebi var. “Modern” yaşamın bize sunduklarının yanında, alıp götürdüğü çok kıymetli doğal özelliklerimizden; bedenimizle kurduğumuz sağlıklı iletişimimiz, ruhumuzun & gönlümüzün sesini duyarak “bütünsel varoluşumuzla” adım atmamız gibi… Zaman hem çok hızlı akıyor, hem de en kıymetsiz dönemini yaşıyor; hem bir yerlere yetişmeye çalışıyor, hem de ekranlardan kendimizi alamıyoruz, ne ironi 🙂 Iskaladıklarımızı yeniden yaşamımıza neşeyle ve hareketle dahil etmenin yolu değerlerimizi tanımaktan geçiyor. Bu nedenle danışmanlık araçlarından “Değer Keşif Aracı”nı ayrıca çok kıymetli buluyorum. Hızlı kararlar arasında kaybolmuş günümüz insanına, en kestirme ve net kararları vermesi için bir nevi Kutup Yıldızı gibi 🙂
Kontrol İhtiyacı ve Belirsizlik Korkusu
Aşırı düşünmenin temelinde yatan en güçlü dinamiklerden biri, şüphesiz ki her şeyi kontrol altında tutma arzusudur. Belirsizlik, modern insan için en büyük tehditlerden biri haline geldi. Zihnimiz, belirsizliğin yarattığı boşluğu, en kötü senaryolarla doldurarak bir tür sahte güvenlik hissi yaratmaya çalışır.
“Her şeyi düşünürsem, hiçbir şey beni şaşırtamaz,” diye inanırız. Oysa hayatın özü belirsizliktir:) İşlerin bazen ters gidebileceğini ve bunun da son derece normal olduğunu kabul etmek, psikolojik esneklik kazanmanın ilk adımıdır. Bazı kapılar anahtarla değil, teslimiyet ve kabul ile açılır ve özgürlük, huzur ve otantik benliğimiz ile getirdiğimiz armağanları yaşama sevinci ile paylaşabiliriz böylece 🙂
Çözüm: Zihinden Kalbe İnmek
Peki, bu döngüden çıkmak mümkün mü? Evet, ama bu “sadece düşünmeyi bırak” demek kadar kolay değil. Bu, zihnin o karanlık odasından çıkıp, kalbin o kırılgan ama gerçek alanına inme cesareti gerektirir. Burada kendimizi gerçekten bir filmin gündelik hayatına devam ederken yaşam amacını gerçekleştiren kahramanı gibi görmek metafor ve empati açısından çok yararlı olabilir. Ya bu döngü büyüyerek ve muhtemelen daha çok kayıpla (zaman, enerji, huzur, insan vb.) kadar devam edecek, ya da işte şimdi beliren korkularımızı da kabul edip, ilk minik ama cesur adımı atacağız 🙂
- Fark Et ve Adını Koy: İlk adım, o sarmala girdiğinizi fark etmektir. Kendinize, “Şu an problem çözmüyorum, aşırı düşünüyorum ve bu beni yoruyor,” diyebilmek büyük bir özgürlüktür.
- Öz Şefkat: Dr. Hibberd’ın en çok vurguladığı noktalardan biri. Zihniniz o döngüye girdiğinde kendinize kızmayın. “Ben yine başladım,” demek yerine, “Şu an çok kaygılıyım ve zihnim beni korumaya çalışıyor,” diyerek kendinize şefkat gösterin. Bu, o “ikinci oku” engellemenin yoludur.
- Hissine Alan Aç: Düşünmeyi bırakıp, o an bedeninize gelen duyguya odaklanın. Göğsünüzdeki sıkışma mı, karnınızdaki ağrı mı? O utanç, o korku ya da o üzüntü… Onunla bir anlığına kalın. İnanın, o duygu sizi öldürmeyecek. (Eğer siz onlara tutunmaya bırakırsanız, onlar zaten geçip giden bulutlar gibi sönümlenecek) Ama o duyguyu hissetmekten kaçmak için kurduğunuz zihinsel hapishane, sizi yavaş yavaş tüketecek.
- An’a Dön: Dikkatini somut bir şeye yönlendir. Nefesine, ayaklarının yere basma hissine ya da şu an önündeki kahve fincanının sıcaklığına…
Sevgili dostlar, aşırı düşünmek bir kader değil, bir alışkanlıktır. Ve her alışkanlık gibi, farkındalık, şefkat ve cesaretle değiştirilebilir.
Zihninizdeki o bitmek bilmeyen senaryoları bir kenara bırakıp, hayatın o belirsiz ama canlı, o kırılgan ama gerçek akışına güvenmeye var mısınız?
Sevgiyle ve farkındalıkla kalın.
Armağan Esra
Kaynak: Dr.Hibberd’ın videosu https://youtu.be/npx1bn3V4f0?si=uxXi_2ldsuzEPhAC
